Ana Menü
ANASAYFA
KÜTÜPHANE
FORUM
SIK SORULAN SORULAR
WEB LİNKLERİ
TÜM HABERLER
RESİM GALERİSİ
ETKİNLİK TAKVİMİ
ARAMA
İLETİŞİM
ALLAME TABATABAİ
Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.

Henüz hiç kısa mesaj gönderilmemiş.
Mp3 Player
Mp3 Player
En Son İncelemeler
SOFRA DUASI
ŞİFA ÖĞTLEYEN HADİSLER
NUTBE DUASI
İNŞİRAH DUASI
HZ.ALİ'NİN OKUDUĞU K...
Anket
YENİ SİTEMİZİ NASIL BULDUNUZ

İyi
İyi
84% [26 Oy]

Kötü
Kötü
0% [0 Oy]

Fena Değil
Fena Değil
16% [5 Oy]

Oy: 31
Oy vermek için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
Başlama Tarihi: 22/07/2011 22:48
Etkinlikler
<< Ocak 2012 >>
Pzt Sa Çrş Prş Cm Cts Pz
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          
Çevrimiçi Kullanıcılar
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3

Çevrimiçi Üyeler: 0

Toplam Üye Sayısı: 74
En Yeni Üye: selim
Hoş Geldiniz
Gelişinle yeryüzünü ebedi saadete kavuşturacağın o güzel günün özlemiyle... YA MEHDİ (a.f.)
Haberler
Haberler
İmam Mehdi(a.f)'inZuhurunu Bekleyenlerin Vazifeleri
İmam Mehdi(a.f)'inZuhurunu Bekleyenlerin Vazifeleri“Zuhurun çabuk olması için çok dua edin. Çünkü bu sizin kurtuluşunuzdur.”
ehlibeytder - January 16 2012 21:31:26 · Devamı · 0 Yorum · 424 Okunma · Yazdır
HUMUS
HUMUSHUMUS 1


Humus konusu da şia ve Ehl-i sünnet'in ihtilaf ettikleri konulardan birisidir. Leh ve aleyhlerinde herhangi bir hüküm vermeden önce konu hakkında kısa bir açıklamada bulunmamız gerekir.
Kur'an-ı Kerim'le başlayalım; Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'in Enfal suresinin 41 ayetinde şöyle buyuruyor.

"Biliniz ki, kazandığınız her şeyin beşte biri Allah'ın, Resulünün, Peygamber'in yakınlarının, yetimlerin, fakirlerin ve yolda kalanlarındır"
Hz. Resulullah (s.a.a) da şöyle buyurmuştur.
"Ben sizi dört şeye emrediyorum: Allah'a iman etmeyi, namaz kılmayı, zekat vermeyi Ramazan ayında oruç tutmayı ve kazandığınızın humsunu (beşte birini) Allah'a vermeyi."(1)
Buna göre Şia Hz. Resuıuılah (s.a.a)ın emrine uyarak her yıl, yıl boyunca kazandıkları şeyin humsunu veriyorlar. Çünkü ayet ve hadiste geçen "ganimet" kelimesinin Arapça'da mutlak kazanç anlamında olduğuna inanıyorlar. Ama Ehl-i sünnet, ayette geçen "ganimet" kelimesinin savaş esnasında elde edilen ganimet mallar manasına olduğunu söyleyerek humsun yalnızca savaş ganimetierine mahsus olduğu hususunda ittifaka varmışlardır.
Hums konusunda, Şia ve Ehl-i sünnet fırkalarının görüşleri özet olarak bundan ibarettir. Bu konuda her iki fırkanın alimleri tarafından bir çok risaleler yazılmıştır. Allah'ın hükümlerini uygulamayan Ehl-i Beyt'e düşman olan ve müslümanların mallarını heva ve hevesleri uğrunda harcayan Beni Ümeyye hakimleri ile onlara itimat eden alimlerin görüşlerine nasıl güvenebiliriz?

Hums ile ilgili ayeti harpten elde edilen ganimetiere yorumlamalarında şaşılacak bir şey yoktur. Zira ayet harp ayetlerinin arasında yer almıştır. Çoklan bir ayeti açıklamada önceki veya sonraki ayetlerin siyakıyla onu te'vil edip acıklamaya kalkışıyorlar. Yine "Tathir ayeti" nin de peygamberin hanımlarına mahsus olduğunu söylüyorlar. Zira o ayetten önce ve sonraki ayetler Peygamber'in hanımları hakkındadır. Veya:
"Onlar ki altını ve gümüşü hazine edip toplarlar ve onu Allah yolunda harcamazlar, onları acı verici bir azapla müjdele." ( Tevbe / 34) ayetinin Ehl-i Kitab'a mahsus olduğunu söylüyorlar.
Ebuzer, Muaviye ve Osman'la bu ayet hususunda yaptığı tartışmalar yüzünden Rabeze çölüne sürgün edilmiştir. Ebuzer onların altın ve gümüş hazine etmelerini mezkur ayete istinaden kınamıştı. Osman ise kendine bir dayanak bulmak için bu konuyu Ka'b'ul Ahbar'dan sormuş. Ka'b ise bu ayetin Ehl-i Kitab'a mahsus olduğunu söylemiştir. Ebuzer Ka'b'a sinirlenerek "Annen senin yasına otursun ey yahudi çocuğu, dinimizi bize sen mi öğretiyorsun?" diye itirazda bulunmuştur. Bunun üzerine, Osman Ebuzer'i yeryüzünde en kötü saydığı Rabeze çölüne sürgün etmiştir. Ebuzer o çölde yalnız başına vefat etmiş ve yanında bulunan kızı tarafından guslettirilmiştir.
ı - Sahih-i Buhari. c.4. 9.44.
ehlibeytder - January 16 2012 21:12:01
2 Yorum · 433 Okunma · Yazdır
NEDEN NAMAZ KILMALIYIZ?
NEDEN NAMAZ KILMALIYIZ?



Her insan, hayatın coşkun denizinde, özellikle zorluk ve sıkıntı anlarında, kendi deruni ıstırap ve kaygılarını yatıştırmak için sağlam bir manevi sığınağa ihtiyaç duyar. Gerçek şu ki bu sığınak Allah'ı anmaktan başka bir şey olamaz.
Allah Teala çöyle buyurur:
.Bilin ki, ancak Allah'ı anmakla kalpler güvene kavuşur.(1)
Yüce Allah'ın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler, Allah'a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. namaz, kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın, güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi, çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan, sadece Allah'a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın Allah'a yönelmesini, O'na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet, iftitah tekbiri, fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması, rüku, secde, teşehhüt, selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini Allah'a yönlendirecek özelliğe sahiptir. namaz kılan bir mümin, her gece ve gündüz, beş defa bütün varlığıyla Allah'a yönelmektedir.
Bir pusulanın denizdeki gemiye hedefe doğru kılavuzluk etmesi gibi namaz da mümini, sürekli olarak, en yüce hedef olan lıkaullahh'a (Allah'a kavuşmaya) doğru kılavuzluk etmekte ve onu yanlış yollara sapmaktan korumaktadır.
Resulullah (Allah'ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt'in'e olsun) şöyle buyuruyor:
Mümin namaza başladığında, Allah Teala, namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin, asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.(2)
Başka bir hadiste de şöyle yer almıştır:
Eğer namaz kılan Allah'ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi, başını secdeden kaldırmak istemezdi.(3)
Sekizinci İmamımız Rıza (a.s) namazın farz oluş hikmetini açıklarken şöyle buyurmuştur:
namaz, kulun kendi Mevla ve yaratıcısını unutmayarak kendi haddini aşmaması için gece-gündüz Allah Teala'yı anmasını sağlar. Allah'ı hatırlamak ve O'nun huzurunda ibadet için kalkmak, insanin günaha düşmesine engel olur ve onu çeşitli fesatlara düşmekten kurtarır.(4)
Yine Resulullah (Allah'ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt'in'e olsun) namaz hakkında soran birisine şöyle buyurmuştur:


namaz dinin hükümlerindendir; Yüce Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak vesilesi ve peygamberlerin apaçık yollarındandır. namaz kılan, melekler tarafından sevilir. namaz; hidayet, iman, marifet ve rızkının bol olmasına vücudunun sıhhatine vesiledir. namaz, şeytanı üzer ve kafirlere karşı da bir silahtır. namaz, duanın icabet olmasına ve diğer amellerin kabul olmasına vesile olur; namaz müminin ahireti için bir azık, ölüm meleğine karşı şefaatçi, kabirde yoldaşı ve sergisi, nekir ve münkerin kabirdeki sorularına karşı cevabı, kıyamet günü namaz kılanın tacı, yüzünün nuru ve elbisesi, ateşe karşı korunağı Yüce Rabbine karşı delili ve bedeninin ateşte yanmaktan koruyucusu, sırattan geçiş izni, hurilerin mihri ve ebedi cennetin karşılığıdır. Kul, namaz ile yüce makamlara ulaşır; çünkü namaz, Allah'ı her eksiklikten tenzih etmek, O'nun tekliğine şahadet getirmek, O'na hamd etmek, tekbir getirmek O'nu övgüyle anmak, takdis etmek, zikir ve dua etmektir.(5)
namaz, Yüce Allah'a karşı şükür etmektir. Allah'ın bize verdiği nimetleri saymak mümkün değildir; bu nimetler karşısında namaz küçük bir teşekkür mesabesindedir.
Dördüncü Masum İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle naklediyor:
Büyükbabam Resulullah (s.a.a), çok ibadet eder ve namaz kılardı; namaz için ayakta durmaktan ayakları şişmişti. Kendisine, Senin geçmiş ve gelecek tüm günahlarını Allah Teala, bağışlamış olmasına rağmen(6) neden bu kadar kendini zorluğa düşürüyorsun? denince, Resulullah, Acaba ben şükür eden bir kul olmayayım mı? diye cevap verdi.(7)
Allah ibadet ve kulluğa layıktır. Hz. Ali (a.s) kendi duasında şöyle diyor:
Allah'ım ben sana cehennemin azabının korkusundan veya cennete olan özentiden ibadet etmiyorum. Seni kulluk edilemeye ve ibadet olunmaya layık bulmuşum; sana ibadetim bu yüzdendir.(8)
namaz kılmak erginlik çağına ulaşan akıl sahibi her insana, tüm şartlarda farzdır. Hatta savaş meydanında savaş halindeki bir kimsenin veya suda boğulmakta olan bir insanın bile namazı belirlenen kısa şekilde yerine getirmesi gerekir.
namazın dindeki manevi önemi yüzünden din önderleri namazı dinin direği olarak nitelendirmiş ve bilerek namaz kılmayanın, dinini tahrip ettiğini açıklamışlardır.(9)
İmam Cafer Sadık (a.s)'dan Yüce Allah'a en güzel yakınlaşmak vesilesi nedir diye sorulunca Allah'ı tanımaktan sonra Allah'a yakın olmak için namazdan daha önemli bir şey olduğunu bilmiyorum demiştir.(10)
Yine buyurmuşlar ki:
Hesap anında her şeyden önce, kul namaz yönünden hesaba çekilecek; eğer namazı kabul olursa, diğer amalleri de kabul olur; eğer namazı reddedilirse, diğer amelleri de reddedilir.(11)
İmam Cafer Sadık (a.s) vefat zamanı yaklaşınca tüm akraba ve yakınlarını çağırarak onlara şöyle demiştir:
Bizim şefaatimiz, namaza önem vermeyen kimseye ulaşmaz.(12)
namaz, Hz Muhammed'in ( Allah'ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt'in'e olsun) peygamberlikle görevlendirildiği ilk günlerden itibaren, teşri edilen hükümler arasındadır. Peygamber Hz. Hatice ve o zaman on yaşında olan Ali (a.s) ile birlikte müşriklerin çeşitli eziyetlerine aldırmayarak, Kabe'nin etrafında bu ilahi farizayı yerine getiriyorlardı.


Kur'an-ı Kerim'de namaza çok önem verilmiştir. Kur'an'da, on dört yerde hakkınca namazı yerine getirin, ayakta tutun anlamına gelen ekimu veya ekimne tabirleri ve beş yerde namazı ayakta tut anlamına gelen ekim tabiri yer almıştır. Bir çok ayette de Akame yukımu, yukımune ve mukimin tabirleriyle namazı hakkınca yerine getiren müminlerden söz edilmiş ve övülmüşlerdir.
Bazı ayetlerde namazı hakkınca kılanlardan manevi ticaretlerinde asla zarara uğramayanlar olarak söz edilmiş.(13) Ve bir ayette de müminlerin, sadece namaz kılan zekat veren ve ahirete yakinleri olan kimseler oldukları açıklanmıştır.(14)
Taif Şehrinin halkı İslam'a girmeleri için bazı koşullar öne sürmüş ve bu koşullar arasında namazın kendilerine farz olmaması talebinde bulunmuşlardı; Peygamber onlara verdiği cevapta: Ama namaz ile ilgili koşulunuza gelince, namazsız bir dinin hayrı yoktur diye buyurmuştur.(15)
namazı terk etmek büyük bir günahtır ve insanın dini yönden tamamen düşüşüne ve cehennem azabına duçar olmasına sebep olur.
Allah Teala, Kuran-ı Kerim'de buyuruyor ki, Ahirette bazı suçlulara şöyle sorarlar:
Sizi cehenneme düşüren nedir? Onlar şöyle derler: ‘Biz namaz kılanlardan değildik.(16)
ehlibeytder - January 16 2012 21:07:41
0 Yorum · 392 Okunma · Yazdır
Peygamber (s.a.a) 'in tevazusu
Peygamber (s.a.a) 'in tevazusuAllah'ın Rasûlü (s.a.a) o derece mütevazı idi ki fakirler ile oturur, onlarla birlikte yemek yer ve şöyle buyururdu: "Ben de Allah'ın kuluyum, kullar gibi yiyor, kullar gibi oturuyorum."
Zeyd Şehham, imam Cafer Sadık (a.s) 'dan şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah Taala Hz. Muhammed (s.a.a)'i peygamberliğe seçtiği andan o hazretin vefatına dek Peygamber (s.a.a) bir şeye dayanarak yemek yemedi, fakirler gibi yemek yiyor, onlar gibi de oturuyordu.
Zeyd şöyle diyor: Sordum "niçin böyle yapıyordu?" İmam Cafer Sadık (a.s) buyurdu: Allah’u Teala'nın karşısında tevazu için."
Bihar'ul-Envar", 16. Cilt, s.: 261.
Başka bir hadiste İmam Cafer Sadık (a.s) buyuruyor:
"Peygamber (s.a.a) hangi eve gitseydi yukarı başa geçmez, öyle kapının yanında otururdu." "Usul-u kafi", El işre kitabı, 6. hadis.
Merhum Deylemi "İrşadul-kulûb" kitabında şöyle yazıyor: "Allah Rasûlü (s.a.a) ayakkabısına ve elbisesine kendisi yama yapardı. Koyunları kendisi sağardı, hizmetçilerle beraber yemek yerdi. Kuru yerde otururdu, ulağa binerdi, çoğu zaman başkalarını da kendi yerinde oturturdu. Evi için kendisi alışveriş yapardı. Hiçbir mahcubiyet çekmeden aldıklarını kendisi eve götürürdü, herkesle - ister büyük, ister küçük, fakir veya zengin - el ile buluşur ve buluştuğu kişi elini çekmeden Peygamber (s.a.a) elini çekmezdi. Karşısına çıkan herkese - büyüklü küçüklü - selam verirdi, kim o Hazreti sofrasına davet etseydi fakir sofrası olsaydı bile, sofrada birkaç hurma olmasına rağmen onların davetini kabul ederdi."
İrşadul-kulûb", 2. cilt, s.: 74.
Şeyh Saduk, İmam Muhammed Bakır (a.s)'dan Peygamber (s.a.a)’in şöyle buyurduğunu nakleder: "Beş şeyden el çekmem: kölelerle beraber yemek yemekten, palan ulağa binmekten, keçiyi kendi elimle sağmaktan, yün elbise giyinmekten, çocuklara selam vermekten…"
"Emali" müellif: Şeyh Saduk, 17-si meclis, hadis 2.
Rivayet olunur ki, Peygamber (s.a.a) seferde idi, yemek için bir koyun kesilmesini emretti. Ashaptan biri: Onu kesmek bana ait. Başkası; derisini yüzmek de bana ait. Başka biri de; pişirmek de bana ait, dedi. Böylece herkes bir işi kendisi üstlendi. Resûl-i Ekrem (s.a.a) buyurdu: Öyle ise ocağı yakmak için odun toplamak da bana ait dedi. Ashabı dedi ki: Ey Allah'ın Resulü, biz kendimiz odun topları, sizin zahmet çekmenize gerek yok. Hazret (s.a.a) buyurdu: Biliyorum, ama kendimi sizden üstün saymak istemiyorum, çünkü Allah’u Teala kendini başkalarından üstün sayan kulundan hoşlanmaz.”‌
Müntehal-amal", 1. cilt, s. 18.
ehlibeytder - January 16 2012 21:01:54
0 Yorum · 446 Okunma · Yazdır
KERBELA'DA ŞEHİT OLAN 72 YÜCE YİĞİT
KERBELA'DA ŞEHİT OLAN  72 YÜCE YİĞİT
İmam Hüseyin(a.s.) Kerbelaya varmadan önce Müslim Akil ile Şehit olanlar :
1. Müslim bin Akil
2. Muhammed bin Müslim Akil
3. Ibrahim bin Müslim Akil
4. Meşkur ( Akil oglularini zindandan kurtaran zindanci)
5. Hani ( Müslim bin Akil´i evinde saklayan)
6. Muhammet bin Kesiyr
7. Mahdum Bin Muhammet Kesiyr
8. Kays bin Arabi
9. Gülam Selam (Basra´da Şehit oldu)

Kerbelâda İmam Hüseyinle (a.s.) birlikte şehit olanlar :

1. Hür bin Riyah
2. Ali bin Hur
3. Urve bin Gulam Hur
4. Mis´ab bin Riyah Hur
5. Abdullah Arm bin Kelbi Ebu Talip
6. Berir bin Hasini Hamadani
7. Veheb bin Kelbi
8. Ömer bin Halil
9. Halil bin Ömer
10. Said bin Hanzala
11. Ömer Abdullah Muhyi
12. Vekkas bin Malik
13. Serih bin Ubeyd
14. Müslim bin Avsece
15. Mahdum bin Müslim
16. Hilal bin Raf´i
17. Abdurrahman bin Abdullah
18. Yahya bin Müslim Mazeni
19. Abdurrahman bin Ürve
20. Maik bin Enes
21. Ömer bin Muta
22. Hasim bin Utbe Vakkas
23. Fazl bin Ali Mürteza
24. Habib bin Mezahir
25. Hamza bin Harir
26. Zeyd bin Muhacir Cafi
27. Enes bin Ma´kel
28. Zehir bin Hassan
29. Cafer bin Müezzin
30. Yusuf bin Haris
31. Maik bin Utbe
32. Faris
33. Hanzala bin Sa´d
34. Zeyd bin Ziyad Saabi
35. Sa´d bin Abdullah
36. Cebave bin Haris
37. Ömer bin Cebave
38. Muhammed bin Mikdad
39. Abdullah bin Deccane
40. Saad bin Gulam Mevley-i
41. Kays bin Rebia
42. Sit bin Seyyid
43. Ömer bin Ferrat
44. Müslim bin Hammad
45 Abdullah bin Müslim
46. Cafer bin Akil
47. Abdurrahman bin Meczub Ilahi Sarib
48. Muhammed bin Abdullah Cafer
49. Muhammed bin Avf Abdullah
50. Avn bin Avf
51. Abdullah bin Imam Hasan
52. Muhammed bin Enes
53. Sa´d bin Deccane
54. Firuzan
55. Kasim bin Imam Hasan
56. Ebubekir bin Imam Hasan
57. Osman bin Ali
58. Avn bin Imam Ali
59. Abdullah bin Imam Ali
60. Abbas bin Imam Ali
61. Ali Ekber bin Imam Hüseyin
62. Ali Asgar bin Imam Hüseyin
63. Imam Hüseyin bin Imam Ali
ehlibeytder - January 16 2012 20:56:19
0 Yorum · 415 Okunma · Yazdır
ERBAİN ZİYARETİ
ERBAİN ZİYARETİ Selam olsun Allahın velisine ve habibine. Selam olsun Allahın dostuna ve seçtiğine. Selam olsun Allahın halis kuluna ve halis kulunun oğluna.
ehlibeytder - January 16 2012 20:49:23
Devamı · 0 Yorum · 442 Okunma · Yazdır
Mah-ı Muharrem başladı...
Mah-ı Muharrem  başladı...Ey Felek, utansana, ne kötü iş kurdun sen
Muhtar Ahmed soyuna zulüm çekip durdun sen
Mustafa ev halkına bin zulmü gördün reva
Cefa dolu Yezid'in gönlünü şâd ettin tâ
Fuzuli
ehlibeytder - December 17 2011 15:27:18
Devamı · 0 Yorum · 614 Okunma · Yazdır
TARİHİ FIRSAT MI, TARİHİ FİTNE Mİ?
TARİHİ FIRSAT MI, TARİHİ FİTNE Mİ?Günümüzde herkesimin haberdar olduğu ve çeşitli yorumların yapıldığı bir konu, “Diyanetin Mele veya Molla açılımı.” Bence bu konuda yorum yapan herkes gerçekten objektif olarak konuya bakmıyor, ya çok duygusal, ya gerçeklerden çok uzak veya farklı kesimlerin etkisi ile konuşuyorlar. İleriyi görüp gerçekten mektep kaygısı olan maalesef çok az.
ehlibeytder - December 17 2011 15:22:27
Devamı · 1483 Okunma · Yazdır
İMAM HÜSEYN YASINA DAVET
İMAM HÜSEYN YASINA DAVETİSLAM'IN ENBÜYÜK YASI KERBELA AŞURASI
05 Aralık 2011 pazertesi saat:10:30 Nenehatun Stadyumu Darıca /KOCAELİ
Kocaeli tv'den canlı yayın yapılacaktır.
ehlibeytder - December 03 2011 13:52:18
0 Yorum · 813 Okunma · Yazdır
Hz. Hüseyin (a.s.)'in matem meclisleri dolup taşıyor
Hz. Hüseyin (a.s.)'in matem meclisleri dolup taşıyorHz. Muhammed (s.a.a)’nin sevgili torunu Hz. Hüseyin (a.s.)’nin yezide biyatı kabul etmeyerek çıktığı yolda dedesinin dini uğruna evlatları ile birlikte lanetlik yezit ve ordusu tarafından hunharca katledilişinin yıldönümü olan Muharrem ayı dolayısıyla matem meclisleri başladı
ehlibeytder - November 27 2011 20:14:25
Devamı · 0 Yorum · 1629 Okunma · Yazdır
KERBELA ŞEHİDLERİNE AĞLAMAK
KERBELA ŞEHİDLERİNE AĞLAMAK İmam (a) dünyaya geldiğinde, Cebrail bin melek ile birlikte Resulullah'ın (s) huzuruna varıp tebrikte bulundu. Fatimet'üz Zehra (aleyha selam) çocuğunu alıp Resulullah'a (s) götürdü.
ehlibeytder - November 15 2011 12:53:04
Devamı · 0 Yorum · 1535 Okunma · Yazdır