19 Eylül 2018 Çarşamba

ZİYARETİ AŞURA

Vasiyyi Rasul, Ebul Eimme, Şah-ı Merdan Hz. İmam Ali’nin (a.s) Şehadeti

Şah-ı merdan imam Ali (a.s) hicretin 40. yılı ramazan ayının 19. günü İbni Mülcem lanetisi tarafından zehirli kılıçla darbe almıştı ve ramazanın 21. günü şehadete ermişti.

06 Haziran 2018 Çarşamba 11:58
Bu haber 121 kez okundu
Vasiyyi Rasul, Ebul Eimme, Şah-ı Merdan Hz. İmam Ali’nin (a.s) Şehadeti
 
Mülcemi Muradi, Berke ve Sadi b. Amr bir araya geldiler. Bunların üçü de hariciydi, halkın arasına düşen fikir ayrılığı hakkında konuştular. Nehravan’daki ölülerini andılar, ağlaştılar.’’Onlardan sonra yaşayıp da ne yapacağız, canlarımızı Allah için satmamız, sapıklık ehline öncü olanları öldürmemiz ve şehirleri onlardan kurtarmamız gerekir.’’ diye kendi aralarında ahitleştiler.

İbni Mülcem l.a: ‘’ Ali’ye ben yeterim.’’ dedi. Berke:’’ Ben Muaviye’yi öldürmeyi üstüme alıyorum.’’ Amr: ‘’Ben de As oğlunu öldürürüm.’’ dedi. Üçü de öldürmedikçe veyahut ölmedikçe bu kararlarından asla vazgeçmeyecekleri sözünü verdiler. Kılıçlarını aldılar, zehirlettiler, ramazan ayının 19. günü sabah vakti harekete geçeceklerini kararlaştırdılar.

İbni Mülcem l.a Kufe’ye geldi. Fikirdaşlarıyla buluştu ama yapacağı işi kimseye açmadı. Bir gün fikirdaşlarından birinin evinde bir kadın gördü, kadın çok güzeldi. Adı Kutam’dı. Kadına aşık oldu ve evlenme teklifinde bulundu.

Kadın: ‘’Benim mihriyem çok ağırdır, üç bin dirhem vermedikçe, bir köle alıp bana bağışlamadıkça ve Ali’yi öldürmedikçe sana varmamın imkanı yoktur.’’ dedi.

İbni Mülcem l.a: ‘’ İlk iki şartını yerine getiremem fakat Ali’yi öldürme işi Allah indinde benim için dünyadan daha hayırlıdır.’’ dedi. Kutam’ın babasıyla kardeşi Nehrevan’da öldürülenlerdendi. İbni Mülcem’e dedi ki: ‘’Eğer Ali’yi öldürürsen senin yüreğin de soğur benim de. Ondan sonra seninle güzelce geçinir gideriz.’’ dedi. Ve kavminden olan Verdan ile Şebip isimli kişilerin ona yardım etmelerini sağladı.

Hicretin 40. yılıydı Şah-ı merdan mevla (a.s) bir akşam İmam Hasan’ın (a.s), bir akşam İmam Huseyn’in (a.s) bir akşam da Caferi Tayyar oğlunun evinde iftar eder, üç lokmadan fazla yemezdi. ‘’Aç olduğum, midemin dolu olmadığı halde Allah’ın emrinin gelmesi daha sevimlidir.’’ derdi.

Hz. imam Ali (a.s) kılıçla vurulacağı gün fecr vakti evinden çıkıp Kufe mescidine giderken imam Hasaneyn a.s lara hediye olarak getirilmiş olunan ördekler mübarek mevlamızın abasının alt kısmına yapışarak gitmesine engel olmaya çalıştılar.Ördekleri uzaklaştırmak isteyenlere:”Bırakın onlar ölüye ağlayanlardır.” buyurdular.


İmam Ali (a.s) mescide geldi, 
namaz kıldırırken namazın ilk secdesine varırken ibni Mülcem l.a : ”Ya Ali hüküm Allah’ındır, senin adamlarının değil.” diyerek bir kılıç vurdu. Kılıç Hz. imam Ali’nin (a.s) başına Hendek savaşında Amr’ ın vurduğu yere rastladı.Öyle sert bir darbeydi ki, kılıç derinlere kadar işledi. O anda imam Ali (a.s) yere düşüp ”AND OLSUN KABE’NİN RABBİNE KURTULDUM.” sözünü buyurdular.

Cemaat Ali’nin (a.s) vurulduğunu fark edince hemen her biri mescidin kapısına koşarak ibni Mülcem lanetisini yakaladılar, kılıcını elinden aldılar.Verdan ve Şebip kaçmayı başardılar.Şebip’i, amcasının oğlu gizlendiği evinde öldürerek cehenneme gönderdi.

İmam Ali (a.s) çok ağır yaralanmıştı, çok da kan kaybediyordu, hemen bir kilimin içine bırakarak fazla zahmet vermeden evine götürdüler. Daha sonra ibni Mülcem lanetisini elleri bağlı bir şekilde mübarek huzurlarına getirdiler. Hz. imam Ali a.s : ”Ey Allah’ın düşmanı, ben sana iyilik etmedim mi?” diye sorunca Mülcem oğlu: ‘’Evet, iyilik ettin.’’ dedi.

İmam Ali (a.s): ‘’ Bunu niçin yaptın ?’’ diye sorduklarında, o zalim şöyle dedi: ‘’Kılıcımı kırk biledim Allah’tan onunla halkın en kötüsünü öldürmesini istedim.’’ dedi. İmam Ali (a.s) :”Sen onunla öldürüleceksin. Halkın en kötüsü görüyorum ki sensin”.

Sonra şöyle devam ettiler: ‘‘Ben ölürsem bu adamı o beni nasıl vurduysa öyle vurun öldürün, eğer sağ kalırsam hüküm benimdir ne yapacağımı ben bilirim.” Sonra odada toplanmış olan evlatlarına dönerek şöyle buyurdular:”Ey Ebutalip oğulları! Müminlerin emiri öldürüldü diye Müslümanların kanlarını dökmeye kalkmayın, ancak beni öldüreni öldürün. Ey Hasan o bana bir kılıç vurdu, ölürsem sen de onu bir kılıç darbesiyle öldür. Çünkü ben Allah resulünden duydum ki buyurdular: ‘’ Sakının işkenceden, kudurmuş köpek bile olsa eziyetle öldürmeyin.”

İmam Ali (a.s) kanına karışan zehirin etkisiyle çok ağır yaralıydı, dönemin en ünlü tabipleri bile bir şey yapamadılar.Şah-ı merdan Ali (a.s) yaralanmalarından üç gün sonra şehadete erdi.

Mübarek imamın defin işlerinden sonra imam Hasan (a.s) Mülcem oğlu lanetisini huzurlarına getirttiler ve imam Hasan (a.s) babalarının vasiyetine uyarak bir kılıç darbesiyle onu cehenneme gönderdi.

İmam Ali (a.s) mübarek kabirlerinin yeri düşmanların tehlikesi dolayısıyla çok uzun yıllar gizli kalmıştır. İmam Caferi sadık (a.s) döneminde kabirlerinin yeri halka aşikar olmuştur.

Allah’ın selamı aziz imamımıza olsun, laneti ise ibni Mülcem ve Mülcemi zihniyetlere olsun. Şefaat ve ziyaretleri cümle arzulayan dostlara olsun.

Anahtar Kelimeler: İmam Ali, şehadet, Mihrab, Kabe,

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ?Sitemizi araştırmalarınız için yeterli buldunuz mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV