18 Ekim 2018 Perşembe

ZİYARETİ AŞURA

İMAMET VE VİLAYET BAYRAMI GADİR HUM

Dinin Kemale Erdiği, Nimetlerin Tamamlandığı, İslam'ın Din Olarak Kalmasına Razı olunduğu Gün Mubarek Olsun

29 Ağustos 2018 Çarşamba 20:31
Bu haber 91 kez okundu
İMAMET VE VİLAYET BAYRAMI GADİR HUM

Peygamber (s.a.a) Zilhicce ayının on sekizi’nde Gadir-i Hum’a vardı… 

 
Müslümanlar yüreklerini dolduran derin bir şevk ve gıpta duygusuyla tarihin bundan önce tanık olmadığı ibadî ve siyasî bir buluşmanın gerçekleşeceği anı heyecanla bekliyorlardı.

 

Hz. Peygamber’in (s.a.a) içinde yer aldığı kafile, Hicret’in onuncu senesinin zilkade ayının sonlarında hac ibadetini yerine getirmek üzere Mekke’ye doğru yola çıkmıştı.

 

Arap Yarımadası’nın dört bir yanından yığınlar akın akın Mekke’ye koşuyordu. Hepsinin hedefi birdi. Aynı bayrak altında, aynı ilâhî şiarları tekrarlıyorlardı:[1]

 

“Lebbeyk Allahumme lebbeyk. Lebbeyke la şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-nimete leke ve’l-mulk, la şerike leke lebbeyk.”

 

Peygamber (s.a.a), Mekke’de kendilerine katılması ve birlikte hac yapması için Yemen’de bulunan Ali’ye bir mektup yazmıştı. Ali (a.s) Yemen’de ele geçirdiği ganimetler ve giysilerle derhal yola çıktı. Hz. Peygamber’le (s.a.a) Mekke’ye girmek üzereyken buluştu. Peygamber’le (s.a.a) buluşmaktan dolayı büyük bir mutluluk yaşadı ve Yemen’de yaptıklarını Peygamber’e (s.a.a) anlattı. Peygamber (s.a.a) bundan son derece memnun oldu, sevindi. Sonra Ali’ye: “Nasıl tehlil getirdin?” diye sordu. Dedi ki:

 

“Ya Resulallah! Nasıl tehlil getirildiğini bana yazmamıştın. Ben de bilmiyordum. Ben de niyetimi senin niyetine bağladım ve dedim ki: “Allah’ım! Peygamber’inin tehlili gibi tehlil getiriyorum.” Beraberimde de otuz dört tane kurbanlık deve getirdim.”

 

Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu:

 

“Allah-u ekber! Ben de beraberimde altmış altı kurbanlık getirmiştim. Sen hacda, ibadetlerde ve kurbanda benim ortağımsın. İhramlı olarak kalk ve ordunun yanına dön. Mekke’de buluşmak üzere onları bir an önce getir.”

 

Ali (a.s) Mekke yakınlarına geldiklerinde, ordusunu geride bırakıp gelmiş ve içlerinden birini onların başına komutan olarak görevlendirmişti.[2]

 

Peygamber (s.a.a) hac ve umre menasikini/amellerini, ibadetlerini yerine getirirken Ali (a.s) de yanındaydı. “Mina’nın tamamı kurban kesme yeridir.” buyurdu. Mübarek elleriyle kurbanlık develerden altmış üçünü kesti. Ali de otuz yedi tanesini kesti. Böylece kurbanlıkların sayısı yüze tamamlanmış oldu. Sonra insanlar toplandı ve Peygamber (s.a.a) derin anlamlar içeren bir konuşma yaptı. Müslümanlara va-az etti, onlara öğüt verdi.[3]

 

Hz. Peygamber (s.a.a), Müslümanlarla birlikte Mina’daki menasiklerini (hac amellerini) tamamladıktan sonra Mekke’ye geri döndü ve şehre girdi. Veda tavafını yaptı ve ardından Medine’ye yöneldi.

 
Ali (a.s) Gadir-i Hum’da Müminlerin Emiri Olarak İlân Ediliyor

 

Peygamber (s.a.a) yanındaki muazzam kalabalıkla birlikte Medine’ye döndüğü sırada, Medine, Irak ve Mısır yollarının ayrıldığı yer olan Cuhfe bölgesindeki Gadir-i Hum denilen yere vardı. Zilhicce ayının on sekiziydi. Orada şu ayet nazil oldu:

 

“Ey Elçi! Rabbinden sana indirileni tebliğ et…” [4]

 

Yüce Allah Peygamber’e, Ali’yi insanlara göstermesini ve onu veli edinmenin, ona itaat etmenin herkese farz olduğunu onlar duyurmasını emretti. Bu arada vahiy, kincilerin ve kıskançların şerrine karşı kendisinin korunacağını da Hz. Peygamber’e garanti ediyordu.

 

Kalabalığın başı Cuhfe yakınlarına kadar varmıştı. Hz. Peygamber (s.a.a) önde gidenlerin geri döndürülmelerini ve geridekilerin de o yerde durmalarını istedi.

 

Burası, daha önce hiç kimse tarafından konaklama yeri olarak kullanılmamıştı. Eğer vahiy gelmeseydi, Peygamber (s.a.a) de burada konaklamayı düşünmüyordu. Sonra kalabalığın ortasında durdu ve herkesin duyacağı yüksek bir sesle şöyle buyurdu:

 

“Ey insanlar! Davet edilip de daveti kabul etmiş gibiyim. Size iki ağır emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı, diğeri de Ehlibeyt’im. Benden sonra bunlara karşı nasıl bir tavır takınacağınıza bakın! Bu ikisi havuz başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar.”

 

Ardından şunları söyledi:

 

“Allah benim mevlâmdır ve ben de her mümin erkek ve kadının mevlâsıyım.”

 

Bunu dedikten sonra Ali’nin (a.s) elinden tuttu ve şöyle dedi:

 

“Ben kimin mevlâsıysam, işte Ali de onun mevlâsıdır. Allah’ım! Onu veli ve dost edineni sen de veli ve dost edin. Ona düşman olana sen de düşman ol. Ona yardım edene sen de yardım et. Onu yalnız bırakıp yardım etmeyeni sen de yalnız bırak ve yardım etme. Nereye giderse gitsin, hakkın onunla beraber olmasını sağla. Dikkat edin! Bu sözlerimi burada bulunanlar, burada bulunmayanlara ulaştırsınlar.”

 

Daha oradan ayrılmamışlardı ki Eminü’l-Vahy Cebrail şu ayeti indirdi:

 

“Bugün dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a razı oldum.”

 

Bu ayetin inmesi üzerine Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurdu:

 

“Allahu ekber, dinin kemale ermesinden ve nimetini tamamlamasından dolayı.”

 

Sonra insanlar Emirü’l Müminin’i kutlamaya başladılar. Onu kutlayan sahabîlerin en başında Şeyheyn Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Diyorlardı ki: “Peh, peh! Ne mutlu sana ey Ebu Talib’in oğlu! Artık benim ve bütün mümin erkek ve kadınların mevlâsı oldun.”[5]

 

Rivayete göre, Peygamber efendimiz (s.a.a), Ali için bir çadır kurulmasını istemiş ve Müslümanlara da gruplar hâlinde yanına girerek Emirü’l Müminin sıfatıyla onu selâmlamalarını emretmiştir. Bütün Müslümanlar bunu yaptılar. Hatta o sırada Peygamber’in (s.a.a) yanında bulunan eşleri ve diğer Müslümanların hanımları da çadıra girip Emirü’l Müminin olarak Ali’yi selâmladılar.[6]

 Ehlader Araştırma Bölümü
________________________________________
[1]- Bazı tarihçilere göre, Peygamber efendimizle (s.a.a) birlikte o sene hacca gidenlerin sayısı doksan bin, bazısına göre de yüz yirmi bindir. Mekkeliler, Mekke’nin çevresinde oturanlar ve Yemenliler bu sayının dışındadır. bk. es-Siretü’l-Halebiyye, 3/257; Kenzü’l-Ummal, 11/609
[2]- el-İrşad, Şeyh Müfid, 1/172; es-Siretü’n-Nebeviyye, İbn Kesir, 4 /205
[3]- es-Siretü’l-Halebiyye, 3/283; es-Siretü’n-Nebeviyye, İbn Kesir, 4 /291
[4]- Mâide, 67
[5]- es-Siretü’l-Halebiyye, 3/274; el-Menakıb, İbnu’l-Meğazilî eş-Şa-fiî, s.16; el-Fusûlü’l-Mühimme, İbn Sabbağ el-Malikî, s.40; Yenabiu’l-Mevedde, Kunduzî, s.40
Gadir hadisi çok sayıda kaynakta yer almıştır. Yukarıda işaret ettiğimiz kaynakların dışında aşağıda isimlerini verdiğimiz kaynaklarda da yer almıştır: Esbabu’n-Nüzul, Nişaburî; Metalibu’s-Seul, Kemalu’d-Din eş-Şafiî; Mefatihu’l-Gayb, Razî; el-Menar, Muhammed Abduh; Tef-sir-i İbn Şureyh; Tezkiretü’l-Havass, İbnu’l-Cevzî; Müsned-i İmam Ah-med; Zehairu’l-Ukba, Taberî; er-Riyazu’n-Nazıra, Muhibbuddin Tabe-rî. Bunların dışında daha birçok hadis, tarih ve tefsir kaynağında bu hadis rivayet edilmiştir. bk. el-Gadîr, Allame Eminî.
[6]- el-İrşad, Şeyh Müfid, 1/176

 

 

 

Gadir Günü Yapılması Gereken Ameller

 

Hadislerde gadir bayramı günü bazı amellerin yapılması özellikle tavsiye edilmiştir…

 

Gadir gününde dini kemale erdirip Hz. Ali’yi (a.s) bize imam olarak tayin etmesiyle Allah-u Teala bizim üzerimize olan nimetleri tamamladı ve böylece ümmet için kurtuluş saadet ve doğru yol açıklandı; bundan dolayı rahmet ve nimet günü olan meb’es-i nebevi hariç bu günden daha önemli bir gün yoktur, Müslümanların bu günde bağışlanan nimetler karşısında Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan, namaz, oruç, sıla-i rahim, yemek vermek ve bu güne yakışan merasimler düzenlemek gibi amelleri yapmakla Allah’a şükretmeleri gerekir.

 

Hadislerde bu günde bazı amellerin yapılması özellikle tavsiye edilmiştir. Onlardan birisi de Gadir günü orucudur.

 

Gadir Günü Orucunun Hadisi

Hafız Ebu Bekr-i Hatib-i Bağdadi (ö. h. 463), Abdullah b. Ali b. Muhammed b. Buşran’dan, o da Hafız Ali b. Ömer-i Darukutni’den, Nasr b. Habşun’dan, Ali b. Saidi Remeli’den, Zemure b. Rebia’dan, Abdullah b. Şevzeb’ten, Matar-i Verraktan, Şehr b. Huşeb’ten, o da Ebu Hureyre’den rivayet ediyor ki:

“Her kim Zilhiccenin on sekizinde oruç tutarsa, karşılığında Allah-u Teala ona altı ay oruç tutmuş gibi sevap yazar. O gün Gadir-i Hum günüdür, o gün, Resulullah (s.a.a), Ali b. Ebu Talib’in elinden tutarak şöyle buyurdular:

“Acaba ben Müminlerin velisi değil miyim?”

Hazır olanlar: “Evet, öylesin ey Allah’ın Resulü” diye cevap verdiler. Devamında buyurdular:

“Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır.”

Ondan sonra Ömer b. Hattab şöyle dedi:

“Ne mutlu sana, ne mutlu sana ey Ebu Talib’in oğlu sen, benim ve bütün müslümanların mevlası oldun.”

Daha sonra “bugün dininizi sizlere kamil ettim” ayeti nazil oldu. Kim Recep ayının yirmi yedisinde oruç tutarsa, ona altı ayın orucunun sevabı yazılır. Bu gün, Cebrail’in (a.s) Hz. Muhammed’e (s.a.a) ilk vahyi getirdiği gündür. [1]

 

Aynı rivayeti başka yolla Ali b. Said-i Remaliden de naklediyor.

Asımi, Zeyn-ul Feta kitabında aynı rivayeti yazmış ancak onda Meb’es günün orucundan bahs etmemiştir; Ebu İsmail-i Fakih, Muhammed b. Yahya el-Alevi’den, İbrahim b. Muhammed-i Ami’den, Habşun b. Musa el-Bağdadi’den, Ali b. Said eş-Şami’den, Zemure”den, Ebu Şevzeb’ten. Senedi zikrettikten sonra, aynı rivayeti yazıyor.

İbn-i Mağazili eş-Şafii, Menakıb kitabında Ebu Bekir Ahmed b. Muhammed b. Tavan’dan, o da Ebu-l Huseyn es-Semmak’tan, o da Ebu Muhammed Cafer b. Muhammed b. Nasir-i Huldi’den, o da Ali b. Said-i Remeli’den. aynı rivayeti nakletmiştir.

Sıbt İbn-i Cevzi ve[2] Hatib-i Harezmi,[3] Hafız Beyhaki’nin senediyle, Mustedrek sahibi olan Hakim-i Niaşburi’den, o da Ebu Yali ez-Zubeyri”den, o da Ebu Cafer-i Bezzaz’dan, o da Ali b. Said’ten. aynı rivayeti yazmıştır.

Şeyh-ul İslam Himvini de [4] Hafız Beyheki yoluyla rivayeti nakletmiştir.

tebyan

[1]- Tarih-i Bağdad, c. 8, s. 290.

[2]- Tezkiret-ul Havas, s. 18.

[3]- Menakıb-i Harezmi, s. 94.

[4]- Feraid-us Sımtayn, b:13.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ?Sitemizi araştırmalarınız için yeterli buldunuz mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV