24 Haziran 2018 Pazar

ZİYARETİ AŞURA

Hz. EBU TALİB'İN a.s. İMANI

Hz. Ebû Tâlip’in imanı (Arapça:إيمان أبي طالب) konusu, Şii ve Ehlisünnet arasındaki tartışmalı konularından biridir.

16 Ekim 2017 Pazartesi 17:21
Bu haber 827 kez okundu
Hz. EBU TALİB'İN a.s. İMANI
 Bazı rivayetlere ve tarih kitaplarına göre, İslam Peygamberinin (s.a.a) amcası ve Hz. İmam Ali’nin (a.s) babası Ebû Tâlip iman etmemiş ve müşrik olarak dünyadan göçmüştür. Ehlisünnet, Ebû Tâlip’in imanını inkar etmiştir. Bu konuda Ebû Tâlip’in iman etmediğini gösteren ve ölüm anına kadar atalarının ritüeline uyduğuna işaret eden rivayetleri delil gösterirler. Ancak Şiiler ve Şiî alimler, Ebû Tâlip’in Allah Resulüne (s.a.a) iman getirdiğine inanırlar ve büyük Şiî alimleri Ehlibeyt (a.s) rivayetlerine dayanarak bu konuda icma (fikir birliği) etmişlerdir. Şiî alimleri, muhaliflerin delillerine verdikleri cevaplara ilaveten Ebû Tâlip’in iman ettiğine dair kendi delillerini de sunmuşlardır.

Hz. Ebû Tâlip’in İman Etmediğine İnananların Delilleri

Ebû Tâlip’in imanına muhalif kimseler, kitaplarında rivayet edilen(aktarılan) hadislere dayandırmışlardır.

Müşrikler İçin istiğfarı Yasaklayan Ayet

Rivayet şöyledir: Saîd b. Müseyyib babasından şöyle nakleder ki EbÛ Tâlip, ölüm döşeğindeyken Peygamberin (s.a.a) «لا اله الا الله» söylemini kabul etmedi ve atalarının dini üzere öldü. Peygamber (s.a.a) ise şöyle buyurdu: “Allah’a ant olsun! Yasak edilse de senin bağışlanmanı isteyeceğim.” O an Tövbe suresinin 113. Ayeti, “Ne peygambere ve ne de iman eden kimselere akrabaları dahi olsa müşrikler için bağışlanma dilemeleri yakışmaz” nazil oldu.[1]

  • Cevap:

Bu rivayetin senedindeki Saîd b. Müseyyib, İmam Ali’ye (a.s) düşman olan kimselerdendi ve onun Ali b. Ebu Talip’ten (a.s) kopması beyan edilmiştir.[2] Allame Eminî, bu rivayetin doğru olmadığını birçok Ehlisünnet aliminin kitaplarında naklettikleri şu rivayetle ortaya koymuştur: “İmam Ali’den (a.s) sahih senetle; Duydum ki birisi müşrik anne ve babası için istiğfar ediyordu. Olayı Peygambere (s.a.a) ilettim ve bu ayet nazil oldu.”[3]

Yasaklama Ayeti

Bazıları Enam Suresinin 26. Ayetinin Ebû Tâlip hakkında olduğuna inanır. Birisi İbn Abbas’tan şöyle dediğini duyar: Ebû Tâlip, halkı Peygambere (s.a.a) eziyet ve işkenceden sakındırıyordu ancak kendisi de İslam’a mensup değildi.[4] 

  • Cevap:

İlk olarak, bu hadis mürseldir(İsnadında, râvisi sahâbî olan veya diğer râvilerinden biri zikredilmeyen hadis). Zira İbn Abbas’tan bu sözleri duyan kişinin kim olduğu belli değildir.

İkincisi, bu hadisi nakleden Habîb ibn Ebû Sâbit’tir ki Ehlisünnetin kendisi bu şahsı zayıf bilmişlerdir.[5]

Üçüncüsü, Taberî Tefsiri’nde bu rivayet, farklı bir içerik ile nakledilmiştir. Ayet, halkı Allah Resulüne (s.a.a) iman etmekten sakındıran ve kendileri de iman etmeyen müşrikler için nazil olmuştur.[6] Ayetin üslubuna göre bu ayet ve öncesinde yer alan diğer ayetlerdeki bütün zamirler, müşriklere dönmektedir.

Zehzah Hadisi

Muhalifler, Zehzah adlı bir hadis uydurmuşlardır. Nakledilene göre şahsın biri Allah Resulünün yanında Ebû Tâlip’i anar ve Peygamber (s.a.a) şöyle buyurur: Ümit ederim ki kıyamet gününde şefaatim ona faydalı olur. O ateşte kaynayan bir suyun içindedir ki; su, onun iki ayağına ulaşır ve oradan beynine kadar kaynatır.[7]

  • Cevap:

Öncelikle bu hadis, Allâme Meclisî’nin onun Hâşimoğullarına ve Ali b. Ebu Talip’e olan düşmanlığına açıkça ortaya koyduğu Mugîre b. Şu‘be'den nakledilmiştir.[8]

İkincisi, Ebû Tâlip’in kafir olduğunu farz etsek bile şefaatin müşrikleri kapsamadığı halde onun hakkında şefaatin ümit edilmesi ne mana taşımaktadır?[9]

Ebû Tâlip’in İman Ettiğine İnananların Delilleri

Şiiler ve Şii alimler, muhaliflerin bütün delillerine verdikleri cevaplara ve bu delillerin batıl oluşunu ispatlarından ayrı olarak, Ebû Tâlip’in iman ettiğine dair kesin deliller getirmişlerdir ki bazıları şunlardır:

Ebû Tâlip’in Eylemleri ve Davranışları

Ebû Tâlip Habeş Padişahını, eşi Fâtıma binti Esed’i ve evlatlarını İslam’a davet edenlerden biridir.[10] Ebu Talip, oğlu Ali’nin (a.s) Peygamberin (s.a.a) yanında namaz kıldığını görünce, onu bu işten sakındırmadı ve diğer oğlu Ca'fer b. Ebû Tâlib’e şöyle dedi: Sen de Peygamberin (s.a.a) solunda namaza dur.[11]

Ebû Tâlip, Peygamberin (s.a.a) yanında bütün zorluklara katlandı ve ölümüne kadar yeğenini korumadan ve ona tabi olmaktan el çekmedi. Nakledilir ki vefatından önceki son cümlesinde şunları söyledi: Ey Haşim oğulları! Muhammed’i (s.a.a) doğrular ve itaat ederseniz, doğruluk ve hidayet üzere olursunuz.[12] İbn Ebü'l-Hadîd, bütün Müslümanlara Onun hakkını farz bilerek şunları söylüyor: İbn Abbas ve diğerlerinden nakledilen birçok senede göre, Ebû Tâlip kelimeyi şehadet getirmeden dünyadan göçmedi. Başka bir yerde ise şöyle yazıyor: Ebû Tâlip olmasaydı İslam da olmazdı. Ebu’l Hadid diyor ki, eğer Ebû Tâlip imanını aleni etseydi, Kureyş müşrikleri katındaki saygınlığını, ihtiramını yitirir ve bir kabile reisi, öncüsü olarak İslam’ı koruyamazdı.[13]

Ebû Tâlip’in Edebî Şiirleri ve Sözleri

Ebû Tâlip’in edebî şiirleri ve sözleri bin beyte kadar ulaşır ve bunlar “Ebû Tâlip Divanı” adıyla meşhurdur. Bu kaside ve şiirlerde yer alan tüm sözler Peygamber’in (s.a.a) nübüvvetini tasdik ve teyit eden sözlerdir.

اِن ابن آمنة النبی محمدا عندی یفوق منازل الاولاد

Şüphesiz Âmine’nin oğlunun (Muhammed) benim yanımdaki şanı ve makamı, kendi oğullarımdan üstündür.

Ebû Tâlip’in en meşhur şiirleri “Lamiye Kasideleri” adıyla meşhurdur ki şu beyit ile başlar:

خلیلی ما أذنی لاول عاذل بصغواء فی حق و لا عند باطل

Asla kınayanların sözlerine kulak asmadım ve zerre kadar küfür ve isyana meyletmem.[14]

Allâme Eminî bu konu hakkında şöyle der: Bilmiyorum Allah Resulünün (s.a.a) nübüvvetini itiraf ve şehadet ne şekilde olur? Nasıl olur da Ebû Tâlip’in birçok şiir ibaresinde bunlar imana itiraf sayılmaz? Eğer bu tabirler, başkasının şiir ve nesrinde yer alsaydı, herkes onun Müslüman olduğunu söylerdi. Acaba tüm bu tabirler (muhaliflerin gözünde) Ebû Tâlip’in Müslüman oluşuna delalet değil midir? Bu inkar ve muhalefet, şaşırtıcı ve ibrettir ancak.[15]

İbn Ebü'l-Hadîd şunları söylüyor: Bu şiirler tek başına kesinlik taşımasa da bunların tamamı mütevatirdir ve ortak bir anlam taşır. O da Ebû Tâlip’in Peygamberin (s.a.a) nübüvvetini tasdikidir.[16] Bu şiirlerin birinde şunlar yer alır: Ey Allah’ım şahit ol! Şahit ol ki ben, Ahmet Peygamberin (s.a.a) dini üzereyim.[17] Diğer bir şiirde ise şu ibareler yer alır: Şüphesiz Allah, Peygamberi Muhammed’i (s.a.a) değerli kılmıştır. Öyleyse insanlar arasında Allah’ın en değerli yaratığı ve Haşimoğullarının en üstünü Ahmet’tir. O, peygamberin olmadığı bir dönemden sonra Allah tarafından gönderilmiştir.[18] Başka bir yerde de şu tabiri kullanır: Allah’ın elçisine bir şimşek gibi kılıcımla yardım ettim. Allah Resulüne, onun için gönlünü yakan bir yardımcı gibi korumaktayım.[19]

Ehlibeyt Rivayetleri

İslam Peygamberi (s.a.a), Müminlerin Emîri ve diğer İmamlardan (a.s), Ebû Tâlip’in yaşamı ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikâye ve faziletleri hakkında nakledilen sözler, Ebû Tâlip’in mümin olduğunu ve İslam şeriatı üzere vefat ettiğini teyit eder. Bir kutsî hadiste şunlar yer almaktadır: Cebrail (a.s), Peygambere (s.a.a) nazil oldu (indi) ve şöyle buyurdu: Ey Ahmed! Rabbin sana selam ederek şöyle buyurdu: Ben ateşi, seni dünyaya getiren sulbe, seni taşıyan karna ve seni sarmalayan kucağa haram kıldım. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: Ey Cebrail! Bunları bana açıklar mısın? Cebrail şöyle arz etti: Sulpten maksat baban Abdullah b. Abdülmuttalib’tir. Karından maksat annen Âmine binti Veheb’dir. Kucaktan maksat ise Ebû Tâlip’in sana kefil olmasıdır.[20]

Allah Resulünün (s.a.a) Beyanatı

Muhammed’in (s.a.a) İslam’ın zorlu ilk yıllarında Ebû Tâlip’in himayesinde olmasından ötürü, ne zaman onun hakkında konuşulursa onu, iyilik ve yücelikle yad ederdi. Bir rivayette Allah Resulünün (s.a.a), Câbir b. Abdullah’a şöyle buyurduğu nakledilir: Miraç yolculuğumda dört tane nur gördüm. Allah tarafından şöyle nida edildi: Bu Abdülmuttalib, bu amcan Ebû Tâlip, bu baban Abdullah ve bu da annen Âmine’dir.[21] Başka bir rivayette ise şöyle buyuruyor: Kıyamet günü Ebû Tâlip, padişahlar zümresinde ve nebilerin simasıyla diriltilecektir.[22] Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor: Allah Teâla kıyamet gününde bana, dört kişiye şefaat etme vaadini verdi. Bunlardan biri de Ebû Tâlip’tir.[23]

İmam Ali’nin (a.s) Beyanatı

Ali b. Ebû Tâlip’ten babasının nitelikleri hakkında nakledilen bütün sözler, İslam tarihindeki bu şahsiyetin büyüklüğü ve faziletleri hakkındadır. Müminlerin Emîri (a.s) şöyle buyuruyor: Ebû Tâlip’in nuru, kıyamet gününde beş kişi dışında bütün nurlara üstün gelir. Ebû Tâlip’in nuru, bizim nurumuzdandır. Allah Teâlâ bu nuru, Adem’in (a.s) yaratılışından iki bin yıl önce yaratmıştır.[24] İmam Ali (a.s) başka bir rivayette şöyle buyuruyor: Babam ölüm döşeğine düştüğünde, Peygamber (s.a.a) onun başucuna geldi ve bana onun hakkında, tüm dünyadan ve içindekilerden daha sevimli olan müjdeyi verdi.[25]

Masum İmamların (a.s) Beyanatı

İmam Seccad (a.s), Ebû Tâlip’in iman etmesi hususunda sorulan soruya şöyle cevap verdi: Bu sualinize şaşırıyorum! Allah Teâlâ Peygamberi (s.a.a), Müslüman bir kadını kâfir birine nikahlamaktan men ettiği halde Fâtıma bint Esed, İslam’a ilk katılanlardandı ve ömrünün sonuna kadar Ebû Tâlip ile nikahlı kaldı.[26]

İmam Muhammed Bakır (a.s), Ebu Talip’in iman ettiğini açıkça belirtiyor ve şöyle buyuruyor: Eğer Ebû Tâlip’in imanını terazinin bir kefesine koysanız ve bu insanların imanını diğer kefesine, Ebû Tâlip’in imanı daha ağır gelir.[27]

İmam Sadık (a.s) da bir rivayette, Ebu Talip’i imanını gizli tutan ve açıkta müşrik gibi görünen Ashabı Kehf’e benzetiyor ki Allah’ın (c.c) onlara iki kat ödül verdiğini buyuruyor.[28] Başka bir beyanında ise Yûnus b. Nebate’ye şöyle buyuruyor: Allah (c.c) düşmanları Ebû Tâlip hakkında yalan söylüyorlar. O, enbiyalar, doğru sözlüler, şehitler ve salihlerle yoldaştır.[29]

Başka bir hadise göre ise şahsın biriİmam Rıza’ya (a.s) mektup yazarak Ebû Tâlip’in imanı hususunda şüphede olduğunu söylüyor. İmam (a.s) cevaben Ona Nisa suresinin 115. ayetini işaret ederek şöyle buyuruyor: Eğer Ebû Tâlip’in imanını ikrar etmiyorsan(açıkça söyleyip, kabul etmiyorsan) sonun cehennem ateşi olacaktır.[30] İmam Rıza (a.s) diğer bir rivayette ise şöyle buyuruyor: Ebû Tâlip’in cevheri sözleri şu cümle olmuştur: Ben Allah’ı ilahlığa, kardeşim oğlunu peygamberliğe ve oğlum Ali’yi onun vasiliğine kabul ediyorum.[31]

Bir diğer rivayette İmam Askeri (a.s) şöyle buyuruyor: Allah Teâlâ Peygamber’e (s.a.a); Ben sana uyan iki guruba yardım ettim. Birincisi sana gizlide yardım eden ve diğeri ise açıkta ve alenen sana yardım eden guruba. Birinci gurup içinden onların en şerefli ve üstünü amcan Ebû Tâlip’tir, ikinci gurupta ise onun oğlu Ali’dir (a.s). İmam (a.s) o esnada şöyle buyurdu: Ebû Tâlip, Âl-i Firavun’da olduğu gibi imanını gizli tutan kimselerdendi.[32]

Din Büyükleri ve Alimlerin Sözlerinde Ebû Tâlip

Şeyh Müfîd'in Ebû Tâlib'in İmanı adlı kitabı

Şeyh Tûsî şöyle diyor: Ebû Tâlip’in Müslüman olduğu hususunda İmamiye, fikir birliğindedir ve herhangi bir ayrılık yoktur. Onlar, Ebû Tâlip’in imanını gösteren kesin deliller sunmuşlardır.[33]

Şeyh Tabersî diyor ki: Ehlibeytin (a.s) fikir birliği, Ebû Tâlip’in iman ettiği üzeredir ve onların fikir birliği (icması) hüccettir.[34] Fettal Nîşâbûrî ise şöyle yazıyor: Hak üzere olan Şiî fırkası Ebû Tâlip, Abdullah b. Abdülmuttalib ve Veheb’in kızı Âmine’nin mümin olduğu konusunda hem fikirler ve onların fikir birliği hüccettir.[35]

İbn M’ad şuna inanmıştır ki: Ebû Tâlip’in imanı hususunda Allah Resulünün Ehlibeyti (a.s) ve Şiî alimlerin ittifakı, bizim için yeterlidir ve buna güvenilebilir.[36]

Seyyid İbn Tâvûs şöyle diyor: Peygamber Ehlibeytine uyan alimlerin tamamı, Ebû Tâlip’in imanı üzerinde ittifak etmişlerdir. Ayrıca şöyle diyor: Şüphesiz Ehlibeyt (a.s), Ebû Tâlip’in batınına diğerlerinden daha fazla haberdardırlar. Ehlibeyt (a.s) Şiîleri bu konuda fikir birliğindedir ve bu alanda kitaplar yazmışlardır.[37] Allâme Meclisî yazısında şunlara yer veriyor: Şîa, Ebû Tâlip’in Müslümanlığında hem fikirdir. Peygamberin (s.a.a) nübüvvetinin ilk yıllarında ona iman etmesi ve hiçbir zaman putperest olmaması Ebû Tâlip’in, İbrahim’in (a.s) vasilerinden olması nedeniyledir. Bu konu Şîa nezdinde o kadar meşhurdur ki hatta muhalifleri dahi bu konuyu Şiîliğe nispet ederler. Onun iman ettiği konusunda Hasse ve amme yoluyla mütevatir (konusunun doğruluğu bilgisini bizzat kendisi veren haber) rivayetler ulaşmıştır. Birçok alim ve muhaddis, bu konunun kimse için gizli kalmaması için ayrıca kitaplar yazmışlardır.[38]

Ebu Talip Hakkındaki Kitaplar

Aga Bozorg Tehranî (آقا بزرگ تهرانی‎‎) Ebû Tâlip’in imanı konusunda “Ebû Tâlip’in İmanı” unvanıyla yazılmış dokuz kitap zikretmiştir.[39]

  1. İmanı Ebî Tâlip, telif Şeyh Mufîd (ö. 413/1022)
  2. el-Hücce ale’z Zahibi ila Tekfiri Ebî Tâlib, Seyyid Fahhâr b. Ma'd el-Mûsevî, vefat 630.
  3. Minyetu’t Talib fi İmanı Ebî Tâlib, Seyyid Hasan Tabâtabâî Hairî Yezdî, vefat 1306.
  4. Bakiyyetu’t Talib fi İmani Ebî Tâlib, Seyyid Muhammed Abbas Tusterî Hindî, vefat 1306.
  5. Maksadu’t Talib fi İmanı Abau’n Nebi ve Ammuhu Ebî Tâlib, Mirza Hüseyin Gurganî.
  6. el-Kovlu’l Vacib fi İmanı Ebî Tâlip, telif, Şeyh Muhammed Ali Fasih Hindî.

Kaynakça

  1. Buhârî, c. 4, s. 247.
  2. Yukarı git 2 el-Gadir, c. 8, s. 56.
  3. Yukarı git 3 el-Gadir, c. 8, s. 12.
  4. Yukarı git 4 Câmiu'l-beyân, c. 7, s. 228.
  5. Yukarı git 5 eŝ-Ŝiķât, c. 4, s. 137.
  6. Yukarı git 6 Câmiu'l-beyân, c. 7, s. 229.
  7. Yukarı git 7 Buhârî, c. 4, s. 247.
  8. Yukarı git 8 Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 112.
  9. Yukarı git 9 et-Tibyân, c. 10, s. 187.
  10. Yukarı git 10 es-Sahîh min Sîreti’n Nebi, c. 3, s. 230 ve Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 13, s. 272.
  11. Yukarı git 11 Sîre-i Halebiyye, c. 1, s. 433 ve Usdu’l-Gâbe, c. 1, s. 287.
  12. Yukarı git 12 el-Gadir, c. 7, s. 367.
  13. Yukarı git 13 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 71 – 83.
  14. Yukarı git 14 İmanı Ebî Tâlip, s. 18.
  15. Yukarı git 15 el-Gadir, c. 7, s. 241.
  16. Yukarı git 16 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 78.
  17. Yukarı git 17 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 78.
  18. Yukarı git 18 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 78.
  19. Yukarı git 19 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 78.
  20. Yukarı git 120Meaniu’l Ahbar, s. 137.
  21. Yukarı git 21 Ravzatu'l Vaizin, s. 81.
  22. Yukarı git 22 el-İmame ve't-Tebsıra, s. 34.
  23. Yukarı git 23 Tarih-i Yakûbî, c. 2, s. 29.
  24. Yukarı git 24 Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 110 ve Kenzü’l Fevâid, s. 80.
  25. Yukarı git 25 Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 113.
  26. Yukarı git 26 Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 157 ve Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 69.
  27. Yukarı git 27 el-Gadir, c. 7, s. 380.
  28. Yukarı git 28 el-Kâfî, c. 1, s. 448.
  29. Yukarı git 29 Kenzü’l Fevâid, s. 80.
  30. Yukarı git 30 Şerhi Nehcü’l Belâğa, c. 14, s. 68 ve Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 110.
  31. Yukarı git 31 ed-Derecatu’r Refie, s. 60.
  32. Yukarı git 32 el-Hücce ale'z-Zahib, s. 362.
  33. Yukarı git 33 et-Tibyân, c. 8, s. 164.
  34. Yukarı git 34 Mecmeu'l Beyan, c. 4, s. 31.
  35. Yukarı git 35 Rovzetu’l Vaizin, s. 138.
  36. Yukarı git 36 el-Hücce ale’z-Zahib, s. 64.
  37. Yukarı git 37 ez-Zeraif, s. 398.
  38. Yukarı git 38 Biĥârü'l-Envâr, c. 35, s. 138.
  39. Yukarı git 39 ez-Zerie, c. 2, s. 512 – 513.    
  • İbn Ebü'l-Hadîd, Şerh-i Nehcü’l Belâğa, tahkik: Muhammed Ebu’l Fazl İbrahim, Daru İhyau’l Kitabu’l Arabi, 1378.
  • İbnü’l-Esîr , Alî b. Muhammed b. Muhammed eş-Şeybânî, Üsdü’l-Gâbe fi Marifeti’s Sahabe, Beyrut, Daru’l Kutubu’l Arabi.
  • İbn Bâbeveyh el-Kummî, Alî b. el-Hüseyn, el-İmame ve’t Tebsire, Kum, Müessesetu’l İmam el-Mehdi, 1404.
  • İbn Hibbân, Muhammed, es-Sıkat, Müessesetu’s Sekafiyye, 1393.
  • İbn Tâvûs el-Hillî, Ali b. Musa, et-Taraif fi Marifeti Mezahibi’t Tevaif, Kum, Hayyam, 1399.
  • İbn Ma’d, Seyyid Fahhar, el-Hüccetu ale’z Zahibi ila Tekfiri Ebî Tâlip, Kum, Seyyidü’ş Şüheda, 410.
  • Emini, Abdu’l Hüseyin, Beyrut, Daru’l Kutubu’l Arabi, 1397.
  • Buhârî, Muhammed b. İsmail, Sahih-i Buhârî, Beyrut, Daru’l Fikr, 1401.
  • Tahrani, Aga bozork, ez-Zerie ila Tesanifi’ş Şîa, Beyrut, Daru’l Adva, 1403.
  • Halebî, es-Siretu’l Halebiyye, Beyrut, Daru’l Marife, 1400.
  • Taberî, Muhammed b. Cerir, Câmiu’l Beyân an Te’vîli Âyi'l-Kur’an, Beyrut, Daru’l Fikr, 1415.
  • Tabersî, Fazl b. el-Hasan, Mecmeu’l Beyan, fi Tefsiri’l Kur’an, Beyrut, Müessesetu el-A’lemi, 1415.
  • Tusî, Muhammed b. el-Hasan, et-Tibyan fi Tefsiri’l Kur’an, tahkik: Ahmed b. Habib Kasir el-Âmulî, Mektebetu’l A’lami’l İslami, 1409.
  • Sadûk, Muhammed b. Ali, Meaniu’l Ahbar, tahkik: Ali Ekber Gaffari, Kum, Müessesetü Neşri İslami, 1338.
  • el-Kerâcikî, Muhammed b. Ali, Kenzu’l Fevâid, Kum, Mektebetu’l Mustafevi, 1369.
  • Kuleynî, Muhammed b. Yakûp, el-KÂFÎ, tahkik: Ali Ekber Gaffârî, Tahran, Daru’l Kutubu’l İslamiyye, 1363.
  • Meclisî, Muhammed Bâkır, Biĥârü'l-Envâr, Beyrut, Müessesetü el-Vefa, 1403.
  • el-Mufîd, el-Fusulu’l Muhtar, tahkik: Seyyid Nuruddin Caferiyan el-İsfahanî, Yakûp Caferî, Muhsin el-Ahmedî, Beyrut, Daru’l Mufîd littabakatu ve’n Neşr ve’t Tovzih, 1414 / 1993.
  • Murtaza el-Âmulî, Seyyid Cafer, es-Sahih min Sireti’n Nebiyyi’l A’zam, Daru’s Sire, 1415.
  • Medenî, Seyyid Ali Han, ed-Deracatu’r Refie fi Tabakatu’ş Şîa, tahkik: Muhammed Sadık Bahru’l-Ulûm, Kum, Mekteberu Basireti.
  • Nişaburî, Muhammed b. Fettal, Rovzetu’l Vaizin, Kum, Şerif er-Razi.
  • Yakûbî, İbn Vâzıh, Tarih-i Yakûbî, Necef, el-Mektebetu’t Hayderiyye, 1384.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    GAZETE MANŞETLERİ
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ?Sitemizi araştırmalarınız için yeterli buldunuz mu?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    ARŞİV